Çin’in Wuhan kentinde başlayan ve kısa sürede tüm dünyaya yayılan Koronavirüs (Covid-19), Dünya Sağlık Örgütü’nün geçtiğimiz günlerde “pandemi” yani küresel salgın ilan etmesiyle birlikte tüm dünyanın gündemine oturdu. Söz konusu açıklama doğrultusunda kişisel endişelerle birlikte ticari endişeler de artış gösterdi.
Bu noktada; ticaretle uğraşan herkesin aklına aynı soru geldi: Dünya Sağlık Örgütü’nün “pandemi” ilan etmesi, sözleşmeler kapsamında mücbir sebep olarak değerlendirilip, tarafları borçlarının ifasından muaf kılar mı?
Mücbir Sebep Nedir?
Ahde vefa ilkesi gereğince taraflar, bir sözleşme kurulduktan sonra bu sözleşme uyarınca belirlenen yükümlülüklerini aynen yerine getirmek zorundadır. Ancak bu ilke mutlak ve sınırsız bir ilke olmayıp kanundaki bazı hükümlerle istisnalar getirilmiştir. Bu istisnalardan bir tanesi de mücbir sebeptir.
Her ne kadar Türk hukuku kapsamında mücbir sebep, sözleşmenin haklı nedenle fesih hallerinden biri olarak kabul edilse de mücbir sebebi tanımlayan veya kriterlerini belirleyen herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle Yargıtay, her bir olay özelinde ayrı değerlendirme yaparak, feshe veya sözleşmenin durdurulmasına dayanak gösterilen mücbir sebebin taahhüt ve yükümlülüklerin ifasını imkânsız kılıp kılmadığına karar verir.
Sözleşmede Salgın Hastalık Mücbir Sebep Hali Sayılmışsa Durum Değişir Mi?
Türk Hukuku’nda mücbir sebep ile ilgili kapsamlı düzenlemeler yer almadığından, genellikle sözleşmelerde bu husus detaylı şekilde düzenlenmektedir. Bu kapsamda; sınırlı olarak veya örnekleme yoluyla sözleşmede sayılan mücbir sebep hallerinin içerisinde “salgın hastalık” ifadesinin yer alması, elbette ki yükümlülükleri bu durumdan etkilenen taraf için mücbir sebep iddiasında bulunulmasına imkân sağlayacaktır.
Ancak mevcut durumda Dünya Sağlık Örgütü’nün bu yönde bir açıklamada bulunması, salgının Türkiye genelinde gerçekleştiği ve bu doğrultuda mücbir sebebin var olduğu anlamına gelmemektedir. Söz konusu açıklama sadece hastalığın küresel boyutta yayılmakta olduğuna dair bir tespit olup, tek başına mücbir sebebin varlığını iddiasına dayanak oluşturmayacaktır.
Ayrıca; söz konusu mücbir sebebin varlığı bile, tek başına sözleşmenin haklı şekilde feshine veya durdurulmasına olanak sağlamayacak ve sözleşmede yer alan diğer kriterlerin de gerçekleşmiş olması gerekecektir.
Koronavirüs (Covid-19) Salgınının Mücbir Sebep Sayılması İçin Ne Gerekir?
Öncelikle; yukarıda belirttiğimiz şekilde, mücbir sebebin gerçekleşmesi, yani salgının varlığına ilişkin yasal bir düzenlemeye veya idari/adli kurum kararına dayanılması gerekmektedir.
Sonrasında mücbir sebep iddialarının doğası gereği, bu iddiada bulunan kişinin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerinin ifasının bu salgın nedeniyle imkânsız hale gelmesi gerekmektedir. Yani, mücbir sebep sayılan olay ile borcun yerine getirilememesi arasında bir sebep-sonuç ilişkisi bulunmalıdır.
Örneğin, tesisindeki çalışanların tamamı veya önemli bir kısmı karantinaya alınmış bir şirket bu nedenle üretim gerçekleştiremiyor ve sözleşme kapsamında taahhüt ettiği ürünleri teslim edemiyor ise, bu durumda Koronavirüs (Covid-19) salgınının mücbir sebep teşkil ettiğini iddia edebilecektir. Ancak tesisindeki üretimin durdurulması için hiçbir haklı gerekçeye veya idari/adli kurum kararına sahip olmaksızın sadece genel pandemi ilan edilmiş olması nedeniyle yükümlülüklerinin ifasından kaçınan borçlu, sözleşme kapsamında temerrüde düşecek ve alacaklının bundan kaynaklı zararlarını tazminle yükümlü olacaktır.
Yukarıdaki açıklamalarımızdan da görüleceği üzere; mevcut durumda Koronavirüs (Covid-19) ile ilgili olarak Dünya Sağlık Örgütü’nün “pandemi” ilan etmesi tek başına mücbir sebep olarak değerlendirilemeyecek ve her olay özelinde yapılacak değerlendirmeler ile sözleşme hükümleri dikkate alınarak bir tespitte bulunulması gerekecektir.
ERKUT HUKUK BÜROSU
Makalenin İngilizce versiyonu için tıklayınız.
English
