İHTİYARİ ARABULUCULUK VE AVUKATLIK KANUNU MADDE 35/A UYARINCA UZLAŞMA

Bir hukuki ilişkinin tarafları arasında doğan uyuşmazlıklar genel olarak taraflarca icra daireleri veya mahkemeler aracılığıyla çözümlenmekte ve taraflar haklarını bu kurumlar nezdinde aramaktadır. Ancak; hem ülkemizde bu hukuki süreçlerin son derece uzun sürmesi, hem de çıkan sonuçların çoğu zaman tarafların beklentilerini karşılamakta yeterli olmaması nedeniyle, alternatif uyuşmazlık çözümü yöntemleri her geçen gün daha da yaygınlaşmaktadır. Bunlardan en çok tercih edilen uyuşmazlık çözümü yöntemlerini ise İhtiyari Arabuluculuk ve Avukatlık Kanunu madde 35/A kapsamında yapılan uzlaşmalar oluşturmaktadır. Peki bu iki uyuşmazlık çözümünden hangisi daha avantajlıdır?

İHTİYARİ ARABULUCULUK NEDİR?

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 2/b maddesi uyarınca arabuluculuk; “Sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemi” olarak tanımlanmıştır.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. Maddesi ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 5/A maddesi ile bazı hukuki uyuşmazlıklar mahkemeye taşınmadan önce zorunlu olarak arabuluculuk yolunun tüketilmesi şart koşulmuştur. Ancak bu zorunlu arabuluculuk, yani dava şartı olan arabuluculuk halleri dışında da tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri tüm hukuki ihtilafların, tarafların isteğine bağlı (ihtiyari) olarak arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi mümkündür.

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 15. Maddesinin 6. Paragrafı uyarınca; arabuluculuk müzakerelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığı ile katılabilirler. Yani bir ihtiyari arabuluculuk görüşmesine tarafların avukatlarının katılması veya tarafların avukat marifetiyle temsil edilmesi bir zorunluluk değildir.

AVUKATLIK KANUNU 35/A UZLAŞMASI NEDİR?

1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35/A maddesi uyarınca; “Avukatlar dava açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden iş ve davalarda, tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu elde edebilecekleri konulara inhisar etmek kaydıyla, müvekkilleriyle birlikte karşı tarafı uzlaşmaya davet edebilirler. Karşı taraf bu davete icabet eder ve uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma konusunu, yerini, tarihini, karşılıklı yerine getirmeleri gereken hususları içeren tutanak, avukatlar ile müvekkilleri tarafından birlikte imza altına alınır. Bu tutanaklar 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 38 inci maddesi anlamında ilam niteliğindedir.

İhtiyari arabuluculuk yönteminin aksine; Madde 35/A uzlaşmasının temel unsuru taraf avukatlarıdır. Taraf avukatlarının varlığı ihtiyari arabuluculuk için zorunlu bir unsur değilse de 35/A maddesi kapsamında yapılacak bir uzlaşmaya avukatların dâhil olmaması, söz konusu madde kapsamındaki hukuki korumalardan faydalanmayı imkânsız kılacaktır. Bu nedenle; 35/A maddesi kapsamında yapılacak bir uzlaşmada uzlaşma tutanağının her iki tarafın avukatınca imzalanması gerekmektedir.

İHTİYARİ ARABULUCULUĞA VE 35/A UZLAŞMASINA NE ZAMAN BAŞVURULABİLİR?

 Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 13. Maddesi uyarınca; bir hukuki ihtilafın tarafları gerek dava açılmadan önce gerekse davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurabilirler. Bu doğrultuda, ihtilafın/davanın tarafları arabulucuya gitme konusunda anlaştığı sürece, uyuşmazlığın her aşamasında arabuluculuk kurumuna başvurulabilir.

 Avukatlık Kanunu’nun 35/A maddesi uyarınca ise; avukatlar dava açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden iş ve davalarda müvekkilleriyle birlikte karşı tarafı uzlaşmaya davet edebilirler.

Görüleceği üzere; 35/A uzlaşmasına başvuru süresi kanun maddesi ile sınırlandırılmış ve söz konusu uzlaşmanın, ancak ilgili davanın ilk duruşması yapılmadan önce gerçekleştirilebileceği düzenlenmiştir. Her ne kadar duruşma başladıktan sonra da taraflarca uzlaşma görüşmesi yapılması mümkün olsa da görüşmeler sonucunda düzenlenecek olan uzlaşma tutanağının madde 35/A kapsamında değerlendirilmesi ve bu doğrultuda 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 38 maddesi uyarınca icra kabiliyetine sahip olması mümkün olmayacaktır.

İHTİYARİ ARABULUCULUK VE 35/A UZLAŞMASI KAPSAMINDA DÜZENLENEN UZLAŞMA TUTANAKLARI İCRA EDİLEBİLİR Mİ?

Yapılan arabuluculuk görüşmeleri sonucunda taraflar anlaşmaya varırsa, üzerinde anlaşılan hususlar taraflarca kayıt altına alınır ve hazırlanan uzlaşma tutanağı taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. Ancak söz konusu belge bu şekilde doğrudan icra edilebilirlik kazanmaz. İlgili uzlaşma tutanağının icra edilebilirlik kazanabilmesi için yetkili sulh hukuk mahkemesi tarafından “icra edilebilirlik şerhi” verilmesi gereklidir. Ancak bu suretle ilgili belge bir ilam niteliği kazanabilir ve mahkeme tarafından verilen bir karar gibi icra takibine konu edilebilir.

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18. Maddesinin 4. Paragrafı uyarınca ise; taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır. Ancak bu şekilde ilam niteliğine haiz bir uzlaşma tutanağı elde etmek için mutlaka arabuluculuk sürecine başvurmak mecburi değildir.

Zira yukarıda belirtilen arabuluculuk uzlaşma tutanağının ilam niteliği kazanmasını sağlayan esaslı unsur, taraf avukatlarının imzalarıdır. Avukatlık Kanunu’nun 35/A maddesi uyarınca yapılacak olan bir uzlaşma kapsamında imzalanan uzlaşma tutanakları, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38. maddesi anlamında ilâm niteliğinde olduğundan, arabuluculuk sürecine başvurmadan, sadece tarafların ve onların avukatlarının katılımıyla gerçekleştirilecek uzlaşma görüşmeleri neticesinde imzalanan uzlaşma tutanakları da ilam niteliğinde olacak ve ilave bir mahkeme kararına gerek kalmadan doğrudan icra edilebilecektir.

 35/A UZLAŞMASININ İHTİYARİ ARABULUCULUK YÖNTEMİNE GÖRE AVANTAJLARI NELERDİR?

Yukarıda belirtildiği üzere; arabuluculuk süreci sonunda imzalanacak olan uzlaşma tutanağının icra edilebilirlik kazanabilmesi için sulh hukuk mahkemesinden icra edilebilirlik şerhi alınması gereklidir. Bu tutanakların, ilave bir mahkeme kararına gerek kalmadan ilam niteliğinde sayılması ve bu suretle doğrudan icra edilebilirlik kazanabilmesi için ise mutlaka taraf avukatlarınca imzalanması gerekmektedir.

Ancak zaten 35/A uzlaşması kapsamında taraf avukatlarınca imzalanacak olan uzlaşma tutanakları kanunen ilam niteliğinde olacağından, burada ilaveten bir arabuluculuk sürecini takip etmeye ve bunun masraflarına katlanmaya gerek olmayacaktır. Bu durumda taraf avukatları ile imzalanacak olan uzlaşma tutanağı, bir mahkeme kararı gibi icra takibine konu edilebilecek ve bu suretle alacak tahsil edilebilecektir. Bu durumda tarafların katlanacağı tek masraf, taraf avukatlarına ödenecek olan hizmet bedelleri olacaktır ki, zaten ihtiyari arabuluculuk sürecinin avukatlar marifetiyle takip edilmesi ve uzlaşma tutanağının avukatlarca imzalanması halinde de söz konusu hizmet bedellerinin ödenmesi gerekecektir.

İlaveten; uzlaşmazlık konusu ihtilafın kapsam ve sonuçlarını en iyi taraf avukatları bildiğinden, çözüme ulaşılması daha hızlı ve kolay olacak ve bu suretle olası bir mahkeme yargılamasının ve bu kapsamda tarafların maruz kalacağı masraf ve zaman kayıplarının önüne geçilmiş olacaktır.

 

ERKUT HUKUK BÜROSU

Makalenin İngilizce versiyonu için tıklayınız.